Hadi dürüst olalım, hepimiz gün içinde en az yüz kere o akıllı telefonun ekranını uyandırıp saate bakıyoruz. Peki, bu harekette bir "ruh" var mı? Pek sayılmaz.
Bakın size bir sır vereyim; 10 yıldır bu sektörün tozunu yutmuş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bir partiyi "güzel"den "efsane"ye taşıyan şey pahalı ikramlar ya da devasa salonlar değil. Olay tamamen atmosferde ve detaylarda bitiyor.
Gecenin bir yarısı o lanet "tıp... tıp... tıp..." sesiyle uyanmak. Tanıdık geldi mi? Ya da mutfak tezgahının kenarından sinsi sinsi yürüyen o su birikintisi?
Hani o ilk salladığınız an var ya... İçindeki simler yavaşça süzülmeye başlar, dünya bir anlığına durur ve siz sadece o camın içindeki minik, huzurlu sahneye odaklanırsınız. İşte ben tam 10 yıldır bu büyünün peşindeyim.